Soğuyan havayla tıpkı cildimiz gibi saçlarımız da yıpranıyor. Soğuk, rüzgar, saçı sımsıkı tutan şapkalar ve bunun gibi pek çok etken saçlarda kurumaya, yıpranmaya ve dökülmeye sebep oluyor. Liv Hospital Dermatoloji Uzmanı Dr. Ahmet Günay’dan saçların neden döküldüğü öğrendik.

“Saç dökülmelerinde aslında en önemli rolü hormonlarımız oynuyor. Kadınlarda östrojen hormonunun az, erkeklerde androjenin fazla salgılandığı durumlarda saçlı deride yağlanma ortaya çıkıyor. Yağ, ölü hücreler, kirler ve tozlar karışarak ‘sebum’ adını verdiğimiz bir sıvağ oluşturur. Normalde günde 50-100 tel saç dökülmesi olağan kabul edilebilir. Ancak folikül adını verdiğimiz saç kökleri sağlam kaldığı için, bu dökülenlerin yerine yeni saçlar çıkabilir. İşte bu sirkülasyon devam ederken yağ karışımı dökülen saç kökünün ağzını tıkar. Bu tıkacın üzeri zamanla tamamen örtülür ve beslenemeyen saç kökü ölür; bu saç kaybının başlangıcıdır. Erken yaşlarda başlayan saç dökülmeleri dermatologlar tarafından belirlenen bir medikal şampuan, evde uygulanacak özel bakım kürleri ile kontrol altına alınabilir. Dökülmenin mevsimsel olağan bir dökülme olmadığı ortaya çıkarsa o zaman doktorların yazacağı reçete, hazırlatacağı özel karışımlar ve kürler ile hasta kendi tedavisini kendisi rahatlıkla evinde devam ettirebilir. Bir tansiyon ilacı çalışmaları sırasında, hayvan deneylerinde, kobaylardaki tüy artışından esinlenerek bir çalışma yapılmış ve tümüyle saç dökülmesine dönüştürülmüştür. Saç dökülmesinin derecesine göre değişik konsantrasyonlarda hazırlanan solüsyon doktorun uygun göreceği sürede kullanılarak hem saç dökülmesini durdurur hem de ölmemiş saç köklerinden saç çıkmasını sağlar. Ancak ilaç bırakıldığında başka tedavilerle kombine edilmezse, ilacın etkisi ile çıkan saçlar dökülebilir. Mutlaka tiroid testleri ve demir çinko tayinlerini yaptırmanız önerilir. Eğer ki demir çinko eksikliği söz konusuysa bunları içeren gıdalara ağırlık verilmeli, bunları içeren haplar kullanılmalıdır.”

 Nerelerde daha sık görülür?

 

Çatlaklara daha çok göğüs, karın ve bel çevresinde rastlanır.

 

Göğüsler:

 

Vücudun en nazik organları arasında yer alırlar. Göğüsleri saran doku oldukça ince ve hassastır. Bu bölgedeki çatlaklar gelişme çağında bile oluşabilir. Buna rağmen çatlakların çoğunlukla doğum sonrasında ortaya çıktıkları görülür.

 

Karın:

 

Bu bölgede ortaya çıkan çatlakların oluşumunda da gebelik dönemi önemli bir rol oynar. Genişleyen karın yüzeyi yıpranır ve esnekliğini kaybeder. Vücudun bu bölgesinde çatlak oluşumunu önlemek için cilde badem yağıyla masaj yapmak ve kozmetik ürünlerden faydalanmak olumlu sonuç verir.

 

Bel çevresi:

 

Daha çok bel çevresiyle belin üst kısmında görülen çatlaklar her yaşta ortaya çıkabilir. Cinsiyet farkı gözetmeksizin kadın ve erkekte meydana gelen bu tür çatlakların en önemli nedenlerinden biri; kısa zamanda çok miktarda kilo alıp vermektir. Bu şekilde oluşan çatlakları önlemek için doğru beslenme alışkanlıkları edinmek ve kilo alıp vermekten kaçınmak önem taşır.

 

Kozmetik ürünlerinin etkisi 
 
Vücudun her bölgesinde kullanılabilen kozmetik ürünleri, içeriklerinde yer alan kolajen, hyalüranik asit, elastin ve vitaminler sayesinde cilde tekrar esneklik kazandırırlar. Günde 1 kez, çatlakların bulunduğu bölge üzerine hafif bir şekilde masaj yaparak uygulayacağınız kremler sayesinde istenen etkiyi elde edebilirsiniz.

 

Çatlaklar oldukça belirgin ve beyaz renkliyse, genellikle kozmetik ürünler ve soğuk duş gibi çözümlerle yeterli etki sağlanamaz. Bu yöntemler sadece başka çatlakların oluşumunu önlemek amacıyla kullanılabilir. Beyaz renkli ve oluşumu uzun zaman öncesine dayanan çatlaklardan kurtulmak için tıbbi uygulamalara ihtiyaç duyulur.

 

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz